Yazar Arşivi: Erim Koçyiğit

  • 0
Basic CMYK

Singapur Gümbür Gümbür

Etiketler :

Yazar: Erim Koçyiğit

Kategori: Tümü , Yöntem ve Teknikler

Bu yazı daha önce: https://medium.com/@egitimbilimleri adresinde yayınlanmıştır.

Bir süredir yurdumuzda konuşulan PISA sonuçları pek çok farklı perspektif ve veri sunuyor. Örneğin OECD ortalamalarının hayli üstünde Singapur yer alıyor, tüm testlerinde 1. Sırada.

Peki bu nasıl olabilir?

Eğitime etki eden tek değişkenin okul ve öğrenci olmadığına inanan bir kişi olarak kısa bir araştırma yaptım. Elbette eğitimin etkilendiği tek şey olmadığı gibi etkilediği de sadece kendisi değil. Kısacası eğitim hem besleyen hem beslenen bir sistem, zaten sistem olması böyle olmasını gerekli kılıyor.

Şimdi Singapur’un başka verilerine de bakalım;

Kişi başına düşen gayri safi yurtiçi hasıla 2015 yılında 51.855,08 dolar

2016 Küresel Rekabet Endeksinde 2. Sırada

2016 Dünya Üniversite sıralamasında;

  • QS’e göre ilk 100 de 2 üniversite (12. ve 13. Sıra)
  • THE’ya göre ilk 100 de 2 üniversite (26. ve 55. Sıra)
  • ARWU’ya göre ilk 100 de 1 üniversite (83. Sıra)

En az iki dil bilenlerin oranı %73,2, İngilizce bilenlerin oranı %36,9 (anadil Mandarince %34,9)

EF English Proficiency Index’e göre 72 ülke arasında 6. Sırada, 2015 Toefl ortalama puanı 97

Öğrencilerin %44,7 si okula taşıma ihtiyacı olmaksızın yürüyerek gidiyor

Global İnovasyon Endeksi’ne göre 128 ülke arasında 6. Sırada

2014 yılındaki cinsiyet eşitliği raporuna göre 155 ülke arasında 13. Sıra ile en iyi Asya ülkesi

2011 Pirls’e göre 1. sırada

2015 Timms’e göre 1. sırada

Bunlar ve pek çok değişkenin eğitim ile bağlantısını kurmak mümkün. Bu ilişkilerin pek çoğu için anlamlı ilişkiler de kurabileceğimiz aşikar. Buradaki değişkenler açısından ülkemizin mevcut durumunu değerlendirebiliriz.

Sıralamalarımız hakkında oturup dövünmeye devam mı edeceğiz? Yoksa kafamızı kuma gömüp, değerlendirmelere dahil olmama yoluna mı gideceğiz? Ya da sanki bilmiyormuşuz gibi “PISA tek başına gösterge olamaz.” demeye devam mı edeceğiz?

 

Kaynakça

https://www.ets.org/s/toefl/pdf/94227_unlweb.pdf

http://www.ef.com.tr/epi/regions/asia/singapore/

http://www.oecd.org/pisa/pisa-2015-results-in-focus.pdf

http://www.oecd.org/pisa/

https://www.gunesintamicinde.com/oecd-pisa-sonuclari-ogrencilere-sorulan-sorular-ulkelerle-karsilastirmalar/

http://www3.weforum.org/docs/GCR2016-2017/05FullReport/TheGlobalCompetitivenessReport2016-2017_FINAL.pdf

https://www.timeshighereducation.com/world-university-rankings/2016/world-ranking#!/page/0/length/25/locations/SG/sort_by/rank/sort_order/asc/cols/stats

http://www.shanghairanking.com/ARWU2016.html

http://timssandpirls.bc.edu/pirls2011/downloads/P11_IR_Chapter2.pdf

http://timss2015.org/wp-content/uploads/filebase/full%20pdfs/T15-International-Results-in-Science.pdf

http://www.singstat.gov.sg/docs/default-source/default-document-library/publications/publications_and_papers/GHS/ghs2015/ghs2015.pdf

https://www.globalinnovationindex.org/analysis-indicator

http://www.straitstimes.com/singapore/singapore-is-top-asian-nation-for-gender-equality-un-report

http://www.tradingeconomics.com/singapore/gdp-per-capita


  • 0
C4sLOxyW8AEB8Eh

ACIK uçlu soru nedir? Açık uçlu soru nedir? Uzun cevaplı soru nedir? Kısa cevaplı soru nedir?

Yazar: Erim Koçyiğit

Kategori: Ölçme Değerlendirme , Tümü

Bu yazı daha önce: https://medium.com/@egitimbilimleri adresinde yayınlanmıştır.

ÖSYM, 5 Ocak 2017 tarihinde uzun süredir telaffuz ettiği, üniversite giriş sınavında açık uçlu soru kullanma ile ilgili yapılan planlamayı soru örnekleri ile paylaştı. Detayı şurda http://bit.ly/2iDLfnq ve şurda http://bit.ly/2i11tX0

Buna göre 2017 LYS’lerde sorulacak açık uçlu soruların dağılımı şöyle olacak:

LYS-1 (Matematik): Matematik Testi (3)

LYS-2(Fen Bilimleri): Fizik Testi (1), Kimya Testi (1), Biyoloji Testi (1)

LYS-3 (Edebiyat-Coğrafya): Coğrafya (1), Türk Dili ve Edebiyatı Testi (2)

LYS-4 (Sosyal Bilimler): Tarih Testi (1), Coğrafya Testi (1) ve Felsefe Grubu ile Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Testi (1)

LYS-5 (Yabancı Dil): Yabancı Dil Testi (3)

Belirtildiğine göre; 2017- Lisans Yerleştirme Sınavlarında (2017-LYS) yer alacak açık uçlu soruların cevapları, adaylar tarafından ilgili kutucuklara yazılıp kodlanacak. Cevap kâğıdına kodlama yapmayan adaylar, ilgili soruya cevap vermemiş sayılacak. Kısa cevaplı soruların değerlendirilmesinde doğru cevap sayısından yanlış cevap sayısının dörtte biri çıkarılmayacak.

Şimdi biraz işin arka planını ve alt yapısını ele alalım.

Açık uçlu soru ve kısa cevaplı soru nedir?

Açık uçlu soru Özçelik (1998) tarafından uzun cevaplı yazılı sınav tanımı içerisinde kullanılan soru formudur. Bu soru formunda öğrencinin kendisine yöneltilen soruyu okuyup neyin sorulduğunu anlaması, sorunun cevabını düşünüp bulması ve bulduğu cevabı düzenli bir biçimde organize ederek yazması gerekmektedir. Dolayısıyla soruların yanıtı da genellikle bir kelime, bir sayı veya bir cümle kadar kısa olmamaktadır.

Kısa cevaplı soru formu ise uzun cevaplı soru formunun değerlendirmesindeki sakıncalarını ortadan kaldırmak/azaltmak için geliştirilmiştir. Bu soru formunun özelliği, öğrenciye cevabın bir kelime, bir sayı veya bir cümleden kısa olan sorular sorulması ve öğrenciden cevabı düşünüp bulması ve yazmasının beklenmesidir. Öğrenci yine uzun cevaplı sorulardaki gibi düşünüp cevabı bulmalıdır. (Özçelik, 1998)

Her ne kadar çoktan seçmeli soruların sadece alt taksonomik düzeylerde öğrenmeleri ölçebileceği ifade edilse de yeterince iyi hazırlandığı takdirde çoktan seçmeli sorularla da üst düzey becerilerin ölçülmesi mümkündür. Bu bakımdan ise en avantajlı olan soru tipi uzun cevaplı soru tipidir. Tüm ölçme ve değerlendirme aracında olduğu gibi bu araçların da avantaj ve dezavantajları, hata kaynakları, bir diğerine göre üstünlükleri bulunmaktadır. Bunları okumak incelemek isteyenler kaynakçada yer alan kitap ve yayınlara bakabilirler. Bu yazının kalanında ise bu araçların bu özelliklerine değil, mevcut haliyle kullanılmasının olası sonuçlarına değinmeye çalışacağım.

ÖSYM tarafından 2017 LYS sınavlarında benzerlerinin kullanılacağı belirtilen soru formları incelendiğinde bunların yukarıda açıkça belirtilen uzun cevaplı soru formunda olmadığı görülmektedir. Evet, sorular kısa cevaplı soru formundadır. Ancak sorular ÖSYM’nin yıllardır tecrübe ederek ustalaştığını düşündüğümüz(?) çoktan seçmeli sorulardan bile daha alt düzeyde, neredeyse sadece hatırlama düzeyinde ölçümler yapan bir niteliktedir. Elbette zaman içerisinde ÖSYM bu soruları daha nitelikli hale getirme konusunda ilerleyebilir. Yeniden mevcut duruma dönersek mevcut uygulamanın yaratabileceği sıkıntılar başlıklar halinde şöyle ele alınabilir.

1- Sorulan soruların yanıtları sadece 3 basamaklı ve rakamsal veya en çok 10 harfli tek sözcük biçiminde olacaktır. Bu durum otomatik olarak sorulabilecek soruları içerik bakımından ve buna bağlı olarak da taksonomik açıdan alt düzeye çekebilmektedir.

2- Yanıtlayıcılar, soru yanıtlarını verili optik alanlara kodlayacaklardır. Kodlanan ile anahtarlanmış yanıt eşleştiğinde tam puan alacaktır.

· Yanıtı bulmak yetmez, kodlama yapılmazsa, yanıtlar geçersiz sayılacaktır.

· Kodlama sırasında sütun ve satırlar doğru takip edilmek zorundadır. Kaydırma yapılmamalıdır. Aksi halde anahtarlanmış yanıtla eşleşmeyecektir.

· Alfabemizde birbiri ile çok yakın harfler bulunmaktadır. SŞCÇIİOÖUÜGĞILEFVY. Bu harfleri içeren yanıtlarda harfin görme bozukluğuna ve/veya dikkatsizliğe/yoğunluğa bağlı yanlış işaretlenmesi halinde anahtarlanmış yanıtla eşleşmeyecektir.

· Yazımı sıklıkla yanlış yapılan, hatta doğru bilinen yanlışlar tarzında sözcüklerin (kıral/kral, tırafik/trafik, davranışcı/davranışçı, meristem/merisitem vb.) yanıt anahtarı olması halinde ölçülen özellik bilginin kendisi değil bilindiği formu olacaktır. Bu anahtarlanmış yanıtla eşleşmediğinde puan alınamayacaktır.

· Şive bakımından farklı sözcüklerin yanıt anahtarı olması halinde öğrenci yanıtı anahtarlanmış yanıtla eşleşmediğinde puan alınamayacaktır. ( seyirmek = titremek, çığırmak = bağırmak)

3- Sistem sadece anahtarlanmış yanıtı baz alacak biçimde düzenlendiğinden kısmi puanlama ve yukarıdaki olası hata kaynaklarını puanlamaya yansıtma açısından dezavantaj yaratacaktır.

4- Soruların test formu içerisinde konumlandırılması ne olursa olsun, bu soru formu ve uygulama şekli, dikkat, yorgunluk, kodlama pratiği gibi değişkenlerin, öğrenmelerin ölçülmesine, geçerlik ve güvenirlik bakımından daha fazla olumsuz etkide bulunacaktır.

5- Her bir sorunun yanıtlama süresinde, yanıtların kodlanarak alınmasının, dikkate alınmaması halinde (bazı sorularda kelimeler 10 harf kodlama gerektirirken, bazılarında 1 rakam kodlanacaktır.) öğrencilerin kodlama hızları ve pratikleri de bir değişken olarak değerlendirmeye dahil edilmiş olacaktır.

Bütün bunlar, ölçme aracının hazırlanmasında dikkat edilmesi gerekenler ile aynı derecede önemlidir. Ayrıca araçların birbirlerine üstün yanlarına ise girmediğimizi hatırlatırım. Dolayısıyla mevcut hali açık uçlu veya kısa cevaplı soru değil de ACIK uçlu soru olarak niteleyebiliriz.

Bunun yanı sıra çoktan seçmeli soru formunun bunca zamandır kullanılmasının da belirli nedenleri var. Örneğin İngiltere’de örneği olan ve kısa cevaplı sorular kullanılan seçme sınavında sistemi olması gerektiği gibi kurguladığınızda 10 000 kişinin girdiği bir sınavın değerlendirilmesi 1 ay kadar sürebiliyor. 2 000 000 kişi ile süreyi siz hesaplayın. Elbette bunu aşmak yapay zeka kullanan sistemleri devreye sokmak veya bu tip sınavlarda kritik öneme sahip değerlendiricileri/puanlayıcıları yetiştirmek ve çoğaltmak mümkün ya da merkezi sınavlardan vazgeçebiliriz, çok sayıda örneği var dünyada; ancak mevcut halde bunların hiçbirini göremediğimiz açık.

Hiçbir şekilde çoktan seçmeli soru yanlısı olmadığım gibi, her ne şekilde olursa olsun ölçme ve değerlendirme işlemlerinin bilimsel, olması gerektiği gibi önce geçerli ve güvenilir sonra kullanışlı olmasına önem verilmesi gerektiğini benimsiyorum. Yukarıda bahsettiklerimin ise bu noktada hayli soru işareti barındırdığını, hatta bazı açılardan olumsuzluk taşıdığını gözden kaçırmamak lazım.

ÖSYM tarafından başlatılan ve uzun zamandır beklenilen bu girişimi, mevcut haliyle yetersiz, uygulama pratiğinden uzak, bilimsel veriler ve araştırmalarla desteklenmemiş (en azında açıklanmış), pilot uygulaması yapılmamış riskli bir girişim olarak görüyorum.

Ufak ama olumlu olarak değerlendirilmekte olan bu girişim, umarım eğitim sistemini büyük ve tehlikeli yeni bir girdaba sürüklemez.

Kaynaklar

Özçelik, Dr. Durmuş Ali. (1998). Ölçme ve Değerlendirme. ÖSYM Yayınları, Ankara.

Tekin, Doç. Dr. Halil. (1991). Eğitimde Ölçme ve Değerlendirme. Ankara. Yargı Yayınları.

Turgut, Prof. Dr. M. F. (1997). Eğitimde Ölçme ve Değerlendirme Metotları. (10. Baskı). Ankara: Yargıcı Matbaası.

Özçelik, Dr. Durmuş Ali. (1989). Test Hazırlama Kılavuzu. ÖSYM Yayınları, Ankara.


  • 0
s2

Clever – Akıllı Web 2.0 Platformu

Yazar: Erim Koçyiğit

Kategori: Eğitimde Teknoloji Kullanımı

Günümüz teknoloji çağı, eğitim teknolojisi almış başını gidiyor. Gün geçmiyor ki yeni bir eğitim teknolojisi öğrenme ortamlarımıza katılmıyor olsun.

Bu değişim ve dinamizm içerisinde kendimizi kaybetmemek elde değil. Tam bu noktada bazı akıllı kimseler sınıf içi ve sınıf dışı öğrenme ortamlarında kullanılabilecek web 2.0 araçlarını bir araya getirmişler. Üstelik sadece bookmark mahiyetinde değil. Bunları birbirleri ile senkronize çalışacak bütünleşik bir platformun modülleri halinde kullanmaya imkan verecek hale de getirmişler ve active directory yapısına kavuşturmuşlar. Bence başarılı bir yaklaşım olmuş. Zaman ne kadar başarılı kalacaklarını gösterecek.

İncelemek için

s


  • 0
4

ABİDE’den haberin var mı?

Milletçe ulusal sınavların duygu hezeyanı içerisinde çalışıyoruz öğretmeni, velisi, okul idarecisi, öğrencisi hep sınav sonucu ne oldu? Kaç puan oldu? Kim nereye yerleşti? Okul ortalaması ne? sorularının peşinde dümensiz bir gemide sürüklenip duruyor. Dolayısıyla insanlar Google da harıl harıl puan sonuçları, sayısal bilgiler, sonuç, yerleştirme anahtar kelimeleriyle binlerce arama yapıyor. Pek çoğu bunun farkında olan uyanıkların yarattığı geçersiz sitelere kapağı atıyor. Kimisi işinin ehliyse en azından geçerli veriye ulaşmayı başarıyor. Merkezi ortak sınavlar (TEOG) ile ilgili sayısal bilgilere nereden ulaşılır?

“Devamını Oku”

  • 1
maxresdefault (1)

Odak Sapması

Yazar: Erim Koçyiğit

Kategori: Ölçme Değerlendirme , Tümü

“Ölçme değerlendirme=?” yazısında değerlendirmeye ilişkin öğretmenlerin görüşleri hakkında kısa bir giriş yapmıştım. Yazıda olumsuz algının nedenleri arasında değerlendirme sonuçlarının hangi amaçla nasıl kullanıldığının etkisinden bahsetmiştim. Şimdi bu konuyu biraz açalım.

Değerlendirme hangi amaçlarla yapılır?

“Devamını Oku”

  • 0
22046416062_5c7473dd5d_b

Sandığımız gibi değil mi?

Öğrenme çıktılarına etki eden değişkenler sandığımız gibi değil mi?

Önceki yazımda ölçme değerlendirme ile ilgili olumsuz algımızı ele almaya başlamıştım. Bu konu ile ilgili inceleme ve değerlendirmemize devam etmeden önce algının şekillenmesinde etkili olan bir yan alandan da beslenmekte fayda var düşüncesindeyim. Bu da öğrenme çıkılarına etki eden değişkenler, bir diğer deyişle başarıya etki eden faktörler.

Pek çok yerde eğitim çıktılarına etki eden değişkenlerden bahseden araştırma bulgusuna rastlarız. Kimisi bize gerektiğinden etkili kimisi ise gerektiğinden az etkili görünür. Neticede girdinin insan olduğu durumlarda bu çeşitlilik ve çeşitliliğin birey üzerindeki etkisi de farklılık göstereceğinden kabul etmek zorunda kalırız.

“Devamını Oku”

  • 0
a

Ölçme Değerlendirme=?

Öğretmen eğitimlerimin başlangıcında bir soru ile başlıyorum paylaşıma, “Ölçme değerlendirme deyince aklınıza ne geliyor?” bir iki kelime ile nitelemelerini istiyorum. Gelen yanıtlar çok da şaşırtmıyor beni. Başlıcaları şöyle oluyor; karşılaştırma, rekabet, eleme, sinir bozucu, kaygı, eziyet, başarısızlık, korku, kopya, kötü birşey vs. vs. Sanırım yanıtlar şaşırtıcı değil, hatta muhtemel sizin de aklınıza ilk gelenler de yine buna benzer türdedir. Öğretmen böyle düşünüyorsa öğrenci kim bilir neler düşünüyordur siz takdir edin. Peki NEDEN?

“Devamını Oku”


ARAMA

TWITTER